Şöminenin alevlerine bakarken..
"İnsanlar yüzbinlerce yıl boşuna tapmamışlar ateşe"
diye farkında olmadan felsefe yapmaya başlıyorum, gürül gürül yanan şömineme bakarken... Salonda derin bir sessizlik var... Var da ondan, şömine adeta kutsal bir raks töreni sunan alevlere, çıkardıkları o enfes müzik eşlik ediyor... Düzensiz çıtırtılar... Düzensiz, bir hareketi asla ötekine benzemeyen bir alev dansı ve bunca düzensizlikten çıkan muhteşem eser... Muhteşem güzellik... Öldüren, kül, yok eden ateşin, aslında yaşamın en vazgeçilmez unsurundaki gizemli çelişki... Canlı yaşamı yanmayla mümkün. Hareketli, gelişmeyi, büyümeyi, türünü devam ettirmeyi, canı sağlayan enerji, öldüren yanmayla oluşuyor... Ötesi var mı?... Televizyona bakmaya tahammül edemeyen ben, dakikalardır bu alevlere bakıyorum, büyülenmiş gibi... Ve düşünüyorum...
“Boşuna tapmamış insanlar ateşe... Tapılası bir güzellik bu çünkü...”




